Sorgun Mutlu Son Hizmeti – Masör Ece
Sorgun Mutlu Son Hizmeti – Masör Ece
Sorgun Mutlu Son bir soyutlamalar dünyasında yaÅŸamış olduÄŸum için, ilk ve son olarak yaÅŸamın hakikatini bulduÄŸuma inanıyordum. Vakit vakit, yaÅŸamın, benim bildiÄŸimden daha çok, daha öte bazı nitelikleri olduÄŸundan kuÅŸSorgunnıyordum; ama kırk senenin başında oluyordu bu. BaÅŸkalarına üstünlüğümün tek sebebi, aslabir ÅŸeyi atlamayışımdı. Yaratıımın eÅŸi bulunmaz kıymeti, bu olaÄŸanüstü ayrıcalığımın bir sonucu olacaktı. Güvenimi yitirdiÄŸim zamanlar oluyordu. Her ÅŸeyin anlamsız bulunduÄŸunu anımsıyordum. Sonra, bu düşünceleri bir yana itiyordum. Jacques’la, düşsel mevzuÅŸmalarımızda, onun “Neye yarar? “ma karşı çıkıyordum. Bir tek defa gelmiÅŸim dünyaya bir tek defa yaÅŸayacaktım. BaÅŸarıya ulaÅŸmak istiyordum. Kimse beni durduramayacaktı, Jacques bile. Mutlak mevzusundaki görüşümden vazgeçmedim. Sadece, bu alanda kazanılacak pek fazla bir ÅŸey olmadığı için, mutlak üzerinde kafa yormamaya karar verdim. Lagneau’nun ÅŸu sözüne bayılıyordum: “Mutlak umutsuzluÄŸumdan baÅŸka yerde huzurum yok.
Sorgun Mutlu Son devam edeceÄŸime nazaran ve bu umutsuzluk bir defa oluÅŸmuÅŸ bulunduÄŸuna gore, yapacağım tek ÅŸey, bu umutsuzluk çukurundaki olasılığın en iyisini yaÅŸamak, kısaca canımın istediÄŸini yapmaktı. Jacques’sız olabilmeye bu denli kolay alışmam beni oldukça ÅŸaşırtıyordu; ama hakkaten de hiç mi hiç özlemiyordum onu. Nisan sonlarına doÄŸru, annem, Jacques’ın artık onu aramayışıma hayret ettiÄŸini söylemiÅŸ oldu. Ona gittim: aslabir ÅŸey duymadım.
Sorgun Mutlu Son
Sorgun Mutlu Son sevgiye artık aÅŸk denemeyeceÄŸini anlamış oldum ve hatta bu duyguyu birazcık da sıkıcı buldum. “Artık onu görmek bile istemiyorum. En iyi gününde olduÄŸu vakit bile beni sıkıyorsa, yapabileceÄŸim hiçbir ÅŸey yok buna karşı.” Romanını yazmıyordu; aslabir zaman da yazmayacaktı. Kibirli bir tavırla, “Roman yazarsam, kendimi orta malı olmuÅŸ gibi duyacağım” dedi. Arabasıyla yaptığımız bir gezinti ve Jacques’ın kendinden utandığını belirten bazı davranışları yeniden yakınlaÅŸtırdı bizi. YaÅŸamın ta kendisi demek olan bir mantıksızlık için onu ne diye suçlamak, dedim kendi kendime. YaÅŸam, bizi belirli neticelara gdolayıyor, sonrasında bu tarz ÅŸeylerin boÅŸluÄŸunu ortaya vuruyor. Jacques’a bu denli insafsız davrandığım için kendime kızdım. “görünmüş olduÄŸunden daha iyi bir insan” diye karar verdim. Ne var ki, sürdüğü yaÅŸantının onun üzerinde izlerini bırakacağından korkuyordum. B
azen bir önseziyle içim burkulur, “Seni düşündükçe kötü oluyorum Jacques, ” derdim. “niçin bilmem fakat, senin yaÅŸamın aÄŸlatısal bir yaÅŸam.” Haziran sınavları yaklaşıyordu. Hazırlanmıştım ve çalışmaktan da bıkıp usanmıştım iyice. Bir süre dinlendim, ilk kaçfakatğımı yapmış oldum. Belleville’de, bir yardım derneÄŸinin toplantısı var diye, annemden gece yansına kadar dışarda kalma izni ile birlikte yirmi frank kopardım. Rus Balesi’nin gösterisini seyretmek için galeriden bir bilet aldım. Yirmi yıl sonra, gecenin ikisinde, kendimi birden Times Alanı’nın ortasında yapayalnız buluverdiÄŸim süre, o gece SarahBernhardt Tiyatrosu’nda duyduÄŸum ÅŸaÅŸkınlığı duymadım. Ben yukarda, galerideydim. AÅŸağıda, ipekler, kürkler, elmaslar, parfümler ve tıklım tıkış dolu, ışıl ışıl salondan yükselen mevzuÅŸmalar vardı. Annemlerle veya Mabille’lerle bir yere gittiÄŸim vakit, dünyayla benim arama aşılmaz bir cam duvar örülürdü. Oysa ÅŸimdi, burada, sık sık büyük özlemle göklSorguni parlak yansımasını seyrettiÄŸim bir coÅŸku dünyası içindeydim.
Son yorumlar